Aldığımız Kararlar ve Sonuçları

Merhaba sevgili dostlar,

Son günlerde okuduğum bir kaç makale ve kitaptan edindiğim bilgiler eşliğinde, özet olarak sizlerle paylaşmak istediğim bir konu var. ”Çoklu evren gerçeği”.

Hayatta aldığımız kararların kendi hayatımızda ilerleyen zamanlarda iyi veya kötü şekilde bizleri etkilediği bir gerçektir. Çoğu zaman kararlarımızı alırken kendi çıkarlarımızı öngörerek alır ve uygulamaya koyarız. Fakat aldığımız kararlar olumlu veya olumsuz bir şekilde bizleri ne kadar etkilese de sonuçta bizim kararımız oldukları için pek fazla takılmayız. Ancak aldığımız kararlar neticesinde quantum gerçeğine göre çoklu evrende diğer ‘BEN’lerin de bu kararların neticelerinden etkilendiği görülmektedir. Bu evrende aldığımız karar neticesinde mutlu olabiliriz ancak diğer evrenlerde bu kararlar bizleri olumsuz etkileyebilir. Mutluluk veya huzur sadece anlık hesaplandığında o an için gerçekleşir.

Bunun yanı sıra aldığımız kararlar neticesinde diğer insanlarında hayatlarında etki yaratabiliyoruz. Evren öyle bir düzen üzerinde kurulmuştur ki hiç kimse hiçbir şeyden mahrum bırakılmamıştır. Ancak bazı insanların aldıkları kararlar neticesinde diğerleri yokluğu çekmektedir. Aslında burada bahsettiğim konu bilimsel değil yaşadığımız bir gerçektir. Çok fazla bilimsele girerek sizleri sıkmak istemedim. Yaşadığımız dünya zaten bizlere her şeyi çok açıkça göstermektedir. Mutluluk ve huzurunuz çok evrende de daim olsun. Ve sadece ihtiyacınız olduğu kadar tüketin…..

sevgilerimle,

Nail Turunç

Kendimi ifade edemiyorum

Toplum olarak o kadar köklü bir kültüre sahibiz ki, yurdumuz bölge bölge çok renkli kültürel zenginliklerle dolu. Geçmişten günümüze kadar bakıldığında bulunduğumuz topraklar üzerinden birçok ulus gelmiş geçmiş ve her biri farklı kültürel zenginlikleri bizlere miras olarak bırakmışlardır. Aslında çokta o kadar geçmişe gitmeye gerek yoktur. İçinde bulunduğumuz 21.Yüzyıl teknolojik olarak insanoğluna sayısız kolaylıklar getirmekle birlikte aslında yaptığı birçok kötülükte vardır.

İçinde bulunduğumuz çağ bilgelik çağıdır. Bilgi her yerde ve isteyen herkes kolaylıkla ulaşabilmektedir. Ancak yanlış uygulamalar ve bilginin yanlış kullanımı büyük sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunlardan bir tanesi kendisini ifade edemeyen, anlaşılamayan bir toplumun ortaya çıkmasıdır. Bunun nedeni çok küçük yaşlarda başlamakta ve ileri yaşlara kadar süregelmektedir. Çocuk yaşlarda ailesi ile iletişimi kopuk olan çocuk ileri ki dönemde iletişimden uzak içine kapanık ve asosyal olarak toplumdaki yerini almaktadır.

Küçük bir çocuğun tek istediği aile bireylerinin onunla ilgilenmesi ve vakit geçirmesidir. Ancak içinde bulunduğumuz bu dönemde bunu yapan aile sayısı oldukça azdır. Klasik olarak anne ev işleri yapar, baba işten gelir televizyon karşısında zamping yapar ve çocukta kendi başına ya oyun oynar ya da oda televizyon izler. İşte süreç bu şekilde ilerlemekte ve çocuk bir birey olarak toplumdaki yerini almaktadır. Şanslı olanlar ve hayatındaki farkındalığı yakalayabilenler geçte olsa gelişim şansını yakalamakta ve kendisini daha iyi ifade edebilmektedir.

Eğitim ailede başlar ve hayat boyu devam eder. Lütfen çocuklarımıza iyi bir gelecek için iletişim ağımızı güçlendirelim.

Sevgiyle kalın,

Nail Turunç

İletişimde Denge

İletişim, duygu ve düşüncelerimizin duyu organlarımız vasıtası ile karşı tarafa iletilme biçimidir. İletişim bir bütündür. Ancak kendi içinde sözlü iletişim ve sözsüz iletişim olmak üzere ikiye ayrılır. Sözlü iletişim, duygu ve düşüncelerin sözcükler vasıtası ile karşı tarafa iletilmesidir. Sözsüz iletişim ise, duygu ve düşüncelerin jest ve mimiklerimiz vasıtası ile karşı tarafa iletilmesi yolu ile meydana gelir.

Konuşma ve duyma özürlü olan insanlar, sözsüz iletişimi kullanırlar ve genel olarak bakıldığında sözlü iletişim kuranlardan daha başarılıdırlar. Bunun nedenlerinin en büyüğü duyguların sözcüklerde tam olarak anlamının olmamasıdır. Beşeri ilişkilerde duyguların önemi büyüktür. İnsanlar duygusal varlıklardır ve duygularını ifade etmek için iletişime geçerler. Karşınızdaki kişiye duygularınızı doğru bir şekilde ifade etmek istiyorsanız duyu organlarınızı mükemmel şekilde kullanabiliyor olmalısınız. Örnek vermek gerekirse ”Seni seviyorum” sözcüğü cümle olarak söylendiğinde pek bir anlamı yoktur. Ancak duyu organları devreye girdiğinde ortaya muhteşem bir seremoni çıkabilir.

İletişim bir sanattır. İletişim denge gerektiren bir sanattır. Eğer dengede olamazsanız beşeri ilişkilerde sorunlar yaşayabilirsiniz. İletişim doğuştan kazanılan bir yetenek değil, çaba harcandığında kazanılabilen bir yetenektir. Eğer hayatınızda iletişim sihirbazı olmak ve KAZAN/KAZAN sistemine dâhil olmak isterseniz dengeli iletişim ağına katılmalısınız.

Sevgilerimle,

Nail Turunç

İçsel gücünüzün Farkına Varın

Hayatımız boyunca hayat mücadelesi içinde koşturur dururuz. Kimimiz çok başarılı olur, kimimiz ise başarılı olanları kıskanır gıpta eder. Başarısız olduğunu düşünenler hep şunu düşünür; o çok şanslıydı, onun babası da zengindi, kesin farklı yollardan kazanmıştır gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür. İnsan yaratılışında aynı eşit şartlarda yaratılır. Ancak şöyle bir farklılık vardır. Dünyaya geldiğinde ailesini seçme şansı olmadığı için dünyaya geldiği ailenin şartlarına göre yaşamak durumundadır.

Dünyaya geldiği aile bireyleri de bir zamanlar çocuk oldular ve belli süreçlerden geçerek kendi ailelerini kurdular. O zaman burada şöyle bir sonuç çıkıyor karşımıza; her birey hangi şartlar olursa olsun bir şekilde geleceğini kendisi tasarlamaktadır.

Kendi geleceğinizi tasarlarken önce kendinizi çok iyi tanımalı ve varlıklarınızı çok iyi bilmelisiniz. Hayattan ne istediğinizi bilirseniz hayat size onu bir eksik veya bir fazla olarak sunacaktır. Beklentileriniz yüksekse bedelleri de yüksek olacaktır. Beklentilerinizi karşılayacak olan içsel gücünüzün farkına varmalı ve onu beslemelisiniz. Hedeflerinize ulaşmak için hayal gücünüzü kullanın ve gelecekteki hedefinizi hayal edin. İç dünyanızda hedefinizi tam olarak hayal edebiliyorsanız olma olasılığı daha yüksektir.

Şimdi kendinize dönün ve iç dünyanıza şu soruları sorun;

  • Ben kimim?
  • Benim özelliklerim neler?
  • Hangi donanımlara sahibim?
  • Hayattan beklentilerim nedir?
  • Bulunduğum durum ile varmak istediğim sonuç arasındaki süreç nedir?

Nail Turunç

İkna Süreci

Bir insanı ikna etmenin tek ve en etkili yolu, ona ne istediğini sormaktır. İkna sürecinde karşınızdaki kişinin ne istediğini tam anlamıyla öğrenirseniz ikna süreciniz sağlıklı ilerler. Genel olarak yapılan yanlışlar, doğrudan ürün odaklı sunumlar yaparak karşı tarafa kar amacı güdüldüğünü hissettirmektir. İkna sürecinde empatik dinleme çok önemlidir. Kurduğunuz diyalogda uyum yoksa sonuçta yoktur. Kendinizi düşünün, güvenmediğiniz bir kimseden alışveriş yapmazsınız. Yada güvenmediğiniz ve sevmediğiniz bir kişiden de alışveriş yapmazsınız.”Dost alışverişte belli olur” sözü boşa söylenmiş bir söz değildir.

İkna süreci açılıştan kapanışa kadar süregelen bir seremoni gibidir. Geçişlerin çok yumuşak olması ve karşı tarafın süreçte sıkılmaması gerekir. Süreç içerisinde ikna edilecek konunun ikna uzmanı tarafından çok iyi benimsenmesi ve profesyonel bir müzisyen gibi seslendirilmesi gerekmektedir. Elbette ki görüşme öncesi bir takım fiziksel ve zihinsel hazırlıkların yapılması kaçınılmazdır.

İyi bir ikna uzmanı olmak donanım gerektirir. Yetenek işidir. Ancak iyi bir eğitim almış herkes ikna uzmanı olabilir. Bunun için bir takım süreçlerden geçmeli ve her anlamda donanım sahibi olmalıdır.

Nail Turunç

İyi bir dinleyicinin özellikleri..

İyi bir dinleyicide olması gereken belli başlı özellikler vardır. Bunlara sahip olan dinleyici gelişim evreninde var olmayı başarabilir ve sonuca daha kolay ulaşabilir. Bu özellikler nelerdir?

• Dikkatini karşısındaki kişiye verir.
• Konuşmacıyı sözünü kesmeden dinler.
• Göz teması kurar.
• Son sözü söylemek için çabalamaz.
• Dinlerken vereceği cevabı düşünmez.
• Yargılamadan, suçlamadan dinler (önyargılı değildir).
• Duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışır.
• Dinlerken başka bir işle meşgul olmaz.
• Konuşmacının sözlerine olduğu kadar sözsüz mesajlarına da dikkat eder.
• Konuşmacının duygu ve düşüncelerine anladığını gösteren sözlü ifadelerde bulunur.