success

Başarının on Kuralı

Başarıya ulaşmak için izlemeniz gereken yol haritasını takip edin. Eğer bunları yapmaya hazırsanız başarıya ulaşmanız garanti olacaktır.

• Eğer içinizde öğrenmek istediğiniz şeye merak varsa
• Eğer öğrenmeye yönelik azim gösterebiliyorsanız
• Geçmiş geçmişte kaldı, ana odaklanarak hedef koyabiliyorsanız
• Hedefinize yönelik hayal gücünüzü kullanabiliyorsanız
• Denemekten korkmayın, deneyin ve hata bile yapsanız yine de deneyin
• Yaptıklarınızı (beyninize, benliğinize) kaydedin ve başarıyı da başarısızlığı da o an yaşayın
• Hedefinize giden yolda maddeye değil, kendinize değer katın
• Yapmak istediğinizin tek bir sonucu olduğunu ve bunu başaracağınızı düşünün
• Gittiğiniz taraftaki bütün yolları denediğiniz den emin olun ve sürekli deneyimlemeye gayret edin
• Unutmayın ki sadece siz değilsiniz aynı hedefi isteyen. Bu yüzden rakiplerinizi iyi tanıyın.

Huzura Yolculuk

Hayatımızda Hangi rolü üstlendik?

Kimimiz yağmurlu bir günde, kimimiz kışın tam ortasında, kimilerimiz ise yaz sıcağında dünyaya geldik. Dünyaya geliş zamanımız, geliş şeklimiz ve dünyaya gelmemize vesile olan kişiler farklı olsa da hepimiz aynı amaç için, yaşamak ve hayat sınavında başarılı olmak için buradayız.

Zaman zaman amaçlarımızı, dünyaya gelmemize vesile olan ailemizi unutsak ta biz hepimiz aslında biriz ve hep aynı yöne doğru gidiyoruz. Hayat mücadelesi için yorulduğumuz, sıkıldığımız, bunaldığımız ve keyif aldığımız anlar elbette olmaktadır. İşte bu noktada hayatta hangi rolü üstlendiğimiz sorusu geliveriyor aklıma, evet hayatta benim rolüm hangisi? Ve ben hangi amaca hizmet ediyorum.? Ben mi dünyanın kahrını çekiyorum, yoksa dünya mı benim kahrımı çekiyor? Yaşamımız boyunca bizlere sürekli görevler gelir ve bizler algılayabildiklerimiz için çalışmalar yaparız. Aslında algılayabildiklerimiz bize gelenlerin yanında milyonda bir bile değildir. Biz hep çevremizdekileri yargılarız; o neden böyle ben değilim, onun var benim neden yok, o gidebiliyor da ben neden gidemiyorum. Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Şu an yüz ifadelerinizde ben bunların hiç birini yapmam diye bir ifade görüyor gibiyim. Kendimize dürüst olursak hepimiz zaman zaman bunları yapıyoruz.

Şu an bulunduğumuz nokta ile gelmek istediğimiz nokta arasında çok büyük farklar yoktur. Fark sadece bizim içimizde büyüttüğümüz olumsuz düşüncelerimizdir. Hayatımızda yapacağımız küçük değişikliklerle olmak istediğimiz noktaya ulaşmaya bir adım daha yaklaştığınızı hissedeceksiniz. Başarısızlık yoktur sadece öyle düşünen insanlar vardır. Başaranlar ile başaramayanlar arasında ki tek fark daha çok deneyimlemektir.

Hayatınızdaki farkındalığı yakalamak, kendinizdeki farklılıkları görmek için kendinize sadece ve sadece 45 dakika ayırarak kendinizdeki değişimi deneyimleyebilirsiniz.

”Değişim için hareket, hareket için iletişim”

Nail Turunç

zihnimizdeki raflar

Zihnimizdeki Raflar

Zaman içerisinde zihnimizde bir takım karmaşalar yaşar ve bazen zihnimizin yorulduğunu ve hatta çalışmadığını düşünürüz. Aslında gerçekleşen zihnimizin arşivleme işlevinden kaynaklanan geçiş anıdır.
Bu geçiş sürecini sağlıklı bir şekilde atlatmak ve beyin hücrelerimizin zarar görmesini engellemek için zihnimize izin vermeli, onu beslemeli ve hatta bilgileri sisteme uygun, doğru bir şekilde yerleştirebilmesi için destek vermeliyiz.

Beynimizde görevli milyonlarca hücre bulunmakta ve her birinin işlevi birbirinden çok farklı olsa da aslında birbirlerini tamamlayıcı görevleri vardır. Beynimizin içi tıpkı depo misali raflardan oluşmaktadır. Gelen verileri geliş amacına, nedenine ve işlevine göre düzenli bir şekilde yerleştirdiğimizde zihnimiz gerektiğinde onları bulmak için aşırı çaba harcamayacak ve rahat bir akış içerisinde işlevini sürdürecektir. Ruh, kalp, zihin ve beden dörtlüsü varlık olarak insan için son derece önemli olmazsa olmaz ortaklardır. Bunlardan biri bile tam manası ile görevini yerine getirmediği zaman akış bozulur ve sağlıklı yaşam döngüsü sekteye uğrar. Hal böyle olunca insan dediğimiz varlık tehlikelere açık savunmasız bir duruma düşer. Ruhumuzu beslemeli, kalbimizi desteklemeli, zihnimizi rahatlatmalı ve bedenimizi bu üçlünün eşsiz uyumu ile donatmalıyız ki içsel ve dışsal olarak dimdik ayakta kalmasını sağlamalıyız.

Zaman zaman zihni rahatlatıcı egzersizler yapılarak zihin rahatlatılmalı ve dinlendirilmelidir. En güzel zihin egzersizi sabah uyandığımızda temiz havada burundan derin derin nefes alarak ağızdan vermek ve aldığımız her nefeste zihnimizde var olan kötü düşünceleri silmektir. İkincisi gün içerisinde yoğun tempodan 5 dakikalığına uzaklaşmak ve aynı uygulamayı yinelemektir. Zihin ile ilgili bir çok çalışma olmasına rağmen bu küçük çalışma oldukça etkili olacaktır.

Nail Turunç

Aşkın İki Yüzü

Aşkın iki Yüzü

Ey aşk..! Sen ne güzel şeysin. İnsanları mutlu eder, kalp kapakçıklarını kelebeğin kanatları gibi hızlı hızlı çırpmasına vesile olursun. Ve sen öyle güzel şeysin ki, yüzümüzde tebessümü eksik etmezsin. Bizlere görmediğimizi görmeyi, duymadığımızı duymayı, hissetmediklerimizi hissetmeyi öğretirsin.

Kilo vermek isteyenlere birebir diyetisyen, kozmetik mağazalarına ve çiçekçilere yeni müşteri kazandıran ticari olarak ta faydalı çok güzel bir şeysin. Seni tanıyan, seni seven, seni sürekli arayan ama bulamayan, bulup ta kıymetini bilemeyen herkeste çok değişik kalıntılar bırakırsın. Seni gerçek manada anlayabilen, hissettirdiklerinle mutlu olmasını bilen ve bunu koruyabilenlere melek, öte yandan seni gerçek manada anlayamayan, mutluluğu kısa sürede tüketenlere ise acı bırakırsın.

Aslında bunların hiçbiri senin suçun değil, suçlu aramaksa eğer amacımız, suçu kendimizde arayalım. Hangimiz aşk geldiğinde karşımızdakinin genel özelliklerine bakıyoruz? Hangimiz aramızdaki kültür farkına bakıyoruz? Ve hangimiz düşünce tarzına, hayata bakış açısına bakıyoruz? Bizim baktığımız ilk şey fizyolojisi ve bize karşı olan hitabetidir. İlişki bittikten sonra hep şöyle yaparız, aslında bana göre değildi, zaten boyu da çok kısaydı v.s. vs…….Sonra aşka küser bir daha benim için aşk diye bir şey yok, benden uzak dursun, yanıma bile yaklaşmasın diyerek kendimize telkin veririz.

Şu an sizlerden şöyle sesler duyuyorum, aaa! ben hiç öyle şeyler yapmam, o ben değilim. Maalesef bunu hepimiz yapıyoruz. Maalesef aşkı sadece karşı cinste arıyoruz, aslında aşk her şeyde var. Bunu yaşayanlar bilir, kimisi işine âşık olur, kimisi çocuklarına aşık olur. Önemli olan biz aşkı ne kadar tanıyoruz. Tanıyor muyuz gerçekten?

Yorumlarınızı bekliyorum sevgili dostlar. Aşk sizlere göre neyi ifade ediyor? Siz âşık olsanız neler farklı olur? Aşkı hangi boyutta nasıl yaşarsınız?

Sevgiyle kalın,

Nail Turunç

Kendin olmak

”Kendin Olmak”

Hayatta her şey olabiliriz, doktor, savcı, öğretmen, Vali ve hatta ülke lideri bile olabiliyoruz. Ancak kendimiz olmayı, gerçekten sevmeyi, gerçek bir birey olmayı, kendimizin lideri olmayı ne kadar başarabiliyoruz. Acılarımızı da sevinçlerimizi de ne kadar özgür yaşayabiliyoruz.

Kendin olarak sen, neyi nasıl ve ne zaman yapacağını kendi öz iradenle ne kadar başarabiliyorsun.
Yunus EMRE’ nin şu sözü bunu net olarak açıklamaktadır aslında ”Bir ben vardır bende, benden içeri”.

Kendi farkındalığımızı yaşamak, hayatın farkına varmak kendi öz benliğimizi bulmak adına Farkındalıklı Yaşama Merhaba.. Merhaba…Merhaba..

Nail Turunç